Hayatım boyunca hiçbir kokuya aldırış etmeden yaşadım. Ama beyaztenliinsankokusu öyle bir koku ki;
Kalabalık bir yerde yürüyorsunuz. İnsanlar size bakıyor, siz insanların ayaklarına bakıyorsunuz. Kafanızda people are strange falan çalıyor. Karşınıza merdivenler çıkıyor, siz de merdivenlerin üstüne çıkıyorsunuz.
Sonra pat!
Düşüyorsunuz. İnsanlar gülüyor. Hepsi birlik olup gülüyor. Bazıları karnını tutuyor. Siz ise, burnunuzdan akan kanları tutamıyorsunuz. İnsanlar birden ciddileşiyor. Orada, yerde, yüzü kanlar içinde olan kadının bir soytarı değil, bir yaralı oluduğunu fark ediyor.
Kadın ise bu anlarda aklından sayısız şarkı ve düşünce geçiriyor -çünkü hep böyle olur.- Kadın o kadar hiçleşiyor ki kendi kendine, evine gitmek istiyor. Vileda suyu kokan evine. İşte o an, insanların ne kadar acıtıcı olduğunu bir kere daha anlıyor. Tam o sırada da, birisi geliyor.
O birisi, kadının elinden tutup kaldırıyor. Kareli gömleğinin kollarıyla kadının yüzünü siliyor. Kadın vileda kokusu duymuyor, ama kendini yuvasında hissediyor. Bu koku öyle bir koku ki, Alice gibi onda, tavşanın yuvasına girme isteği uyandırıyor. Ama o boşluk, o yol o kadar uzun ki; uyumak istiyor. Daha çok, daha çok, daha ço-
Buraya kadar geldi o güzel koku :)
YanıtlaSilböyle vileda kokusuna can kurban lan.
YanıtlaSilmuhteşemmişş
YanıtlaSiljean baptiste grenouille sen misin yoksa? beyaz ten kokusuna hasret biri bi o var benim bildiğim :P
YanıtlaSilben de beyazım ama böyle kokmuyorum büşra. bu bana tanrının bir oyunu mu büşra. n'aptın büşra? merdivenlerde düşüp burnumu kanatmak istedim. :(
YanıtlaSilHayalci, o koku her yerde.
YanıtlaSilMelis, tabi gülüm. bu işler böyle.
Mia, teşekkürler yine yine :)
Demirbey, dünyada ikimize de yetecek kadar beyaz ten var tabi. her yerdeyiz.
Larien, sen çok güzel kokuyorsun. ben duyuyorum kokunu. mis.